Bueno aires
Arjantin,  Seyahat

Buenos Aires

Buenos Aires, Arjantinin Başkenti güzeller güzeli bir şehir. Güney Amerika’ya yapacağım gezisinin bahsini açtığım insanlar haklı olarak tehlikeli yerler olduğunu, hatta gezimden vazgeçmemin yada rotamı değiştirmemin daha doğru olacağı yönünde tavsiyelerde bulunmuşlardı. Buenos Aires’te kaldığım 40 gün boyunca tehlikeli kategorisine sokulacak birşey yaşamadım. Yada şöyle bir izah getirebilirim, güvenlik açısından bizim yaşadığımız yerlerden pek bi farkı yok. Burada dikkat edilmesi gereken şeylere, orada da dikkat edince herhangi bir sorunla karışılaşılacağını sanmıyorum.

 

Bu açıklamayı, Güney Amerika’ya gideceğim ama çok tehlikeli diyen herkes için yazmak istedim ve özellikle başa aldım. Buenos Aires, gezimizin ilk ve ana ayağı olma konumunda. Şehre gelmeden önce kalacağım yeri ayarlamamış, bu konuda sorun yaşayacağımızı da pek düşünmeyerek yolculuğa başladık. Havaalanından indikten sonra ilk yaptığımız şey, birlikte geldiğimz arkadaşımın çalışacağı Hostel’e nasıl gidebileceğimizi, toplu taşıma araçlarına nasıl bineceğimiz ve nasıl kullanıldğını öğrenmek oldu. Buenos Aires’te banka kartına benzer (Ankara ve İstanbulda kullanılan otobüs kartlarından farksız) BUSE kart kullanılıyor. Yüklediğiniz kontör kadar krediniz ile yolculuk yapabiliyorsunuz. Krediniz bitince belli bir miktara kadar eksiye düşebiliyor. Yani sokakta bırakmıyor sizi, kalan krediniz ile son kez toplu taşıma aracına binebiliyorsunuz. Orada bulunduğumuz sürece sadece 1 kez Uber kullandık. Bunun harici genelde yürüyerek ve toplu taşıma araçları ile seyahat ettik. Otobüsler birbirine yakın zamanlarda geliyorlar durağa. Öyle uzun uzun beklemiyorsunuz durakta. Hiç dakika tutmadım ama sabaha karşı 15 bekledim gibi. Ama söylediğim gibi pek beklemiyorsunuz. Otobüsler 24 saat çalışıyorlar. Otobüsler genelde boş oluyor, her zaman olmasa da genelde rahatlıkla oturabiliyorsunuz (iş saatine vs denk gelmemiş olabilirim).

Casa Rosada
Casa Rosada, Arjantin Cumhurbaşkanının yürütme konağı ve ofisidir. Saray konakları resmen Casa de Gobierno olarak bilinir.

Ve geldik, Avenida 9 de Julio ismindeki büyük cadde. Adını Arjantin’in Bağımsızlık Günü 9 Temmuz 1816’dan almıştır. Karşıya geçmek için en az 2 kırmızı ışık beklemelisiniz. Çünkü çok büyük. Sanırım hiç durmadan koşarsanız bir ışıkta karşıya geçebilirsiniz. Gözümüze çarpan ilk şey şahane görselliklerini gözler önüne seren yapılar. Avrupai yapıya sahip binalardaki detaylar hayran kalınacak cinsten.

Buenos Aires, türkçe “güzel havalar” anlamına gelir. Şehir insanıda ismi gibi renkli ve mutlu. Yoldan geçen birine herhangi bir adresi veya birşey sormaya görün. O kadar sıcaklar ki, çoğu zaman deyim yerindeyse sizi elinizden tutup oraya götürüp tekrar kendi yollarına devam edeceklerdir. Orada farkına vardığım bir başka şey özgürlük. İnsanlar hayatlarını hissettikleri yada istedikleri gibi yaşıyor olmaları. Kadın erkek eşit ve bu sözde kalmıyor. Kendine güvenen, cesur insanları sokaklarda özgür seçimleri ile görmek bambaşka bir deneyimdi benim için.

Şehrin en güzel yerlerinden biri Palermo. Çılgın ve eğlenceyi sonuna kadar yaşayacağınız bir yer. Gündüzleri ünlü Palermo bahçelerini ve grafiti ile kaplı sokaklarını keyifle gezebilir, geceleri ise eğlence hayatının en renkli hallerini görüp yaşayabilirsiniz. Özgürlüğü sonuna kadar hissediyorsunuz Arjantin’de.

 

Buenos Aires’in en güzel yanlarından biriside tam anlamı ile yaşayan bir şehir olması. Sabaha kadar açık olan bir çok yer bulabilirsiniz. 1800’lü yıllardan kalma cafelerde, insanı içine çeken ve nedensiz mutluluk, güven hissi veren cafeleri. İnanılmaz güzel atmosferi olan bir çok cafede kahve içmenin, birşeyler yemenin keyfini size inanın kelimelerle tarif edemem.
Şehirde yaşamak hiçte pahalı değil. Genel anlamda ucuz bir şehir. Turistik yada özel bir yer olmadığı sürece pahalı kelimesini pek kullanmayacaksınız. Hatta çoğu zaman Türkiye ile aynı neredeyse kelimesini çok kullandığımız oldu diyebilirim. Ama yeme-içme kesinlikle Türkiye’den çok daha ucuz.

Hostel ve Otel fiyatlarıda gayet makul. Otel fiyatları Hostel’e göre çok daha uygun. Hostel’in sosyalleşme artısı ve diğer olanakları yüzünden fiyatları otele göre bir tık daha yüksek. Hostel hayatı ise otel ile kıyaslanamaz derecede renkli ve güzel. Her hostel’in kendine göre bir hayatı var. Hostel’de kalanlar ve işletenlere göre değişiyor bu. Hostel deneyimi kesinlikle herkes tarafından yaşanması gereken birşey diyorum. 4 – 6 – 8 kişilik cinsiyet olarak karışık veya ayrı odalarda kalabiliyorsunuz. Mahremiyet kısmı başta ürkütüyor ancak zamanlar alışıyorsunuz. Buenos Aires’in ilk günlerinde birlikte seyahat ettiğim arkadaşımın yanından bile ayrılmıyordum. Yabancı dil olmamasının ve farklı bir kıtada olmanın verdiği gerginlik ve korku ile yalnız hareket edemiyordum. Hostel’deki 3. gün Brezilya’lı bir arkadaş ile tanışıp beni dondurma yemeye davet etmesi ile bu korkuyu yenmeye başladım. Sonrasında hemen hemen her gün farklı millet ve ülkelerden gelen insanlardan gelen davetlerle sürekli dışarı çıkar olduk. Buenos Aires her yönü ile diğer şehirler ile kıyaslanamayacak durumda bence.

Güney Amerika’ya yolculuk yapan bir çok kişinin gözbebeği eminim Buenos Aires’tir. Şehrin en gözde mekanlarından birisi de Puerto Madero. Sonradan öğrendiğime göre Puerto Madero, yenilenmiş bir tersane bölgesi imiş. Lüks et restoranları, birbirinden güzel ve keyifli eğlence mekanları ile eşi bulunmaz bir yerdir. Puerto Madero özellikle gün batımında görsel bir şölen misali büyülüyor insanı. Şık gökdelenler ve hemen yanı başındaki Costanera Sur Ekolojik Koruma Alanı Puero Madero’nun vazgeçilmezlerinden. Akşamları yürüyüş yada birşeyler içmek için geldiğimiz de, bizim gibi gezgin ve turistlerin akın ettikleri bir yer ve inanın hiç haksız değiller.

Teatro Colón akustik açıdan dünyanın en iyi konser salonlarından birisidir. Akustik uzmanı Leo Beranek’in anketine göre ise dünya birincisi seçilmiştir. İsmi Kolomb Tiyatrosu anlamına gelmektedir. Buenos Aires’teki bir çok bina gibi eklektik mimari yapıya sahip bir yapıdır. Hemen yanı başında, Plaza General Lavalle meydanı şehrin güzel ve dinlendirici meydanlarından biridir. Juan Lavalle anısına yapılan heykel yine aynı meydanda bulunmaktadır. Buenos Aires’in merkezinde dolaşırken her an bir binaya gözleriniz takılıp kalabilir. Binalar estetik ve mimarileri ile birbiriyle yarışır haldedir sanki.

Harika yemekler ve içecekler bu şehirde sizi bekliyor. Özellikle et restoranlarında harika lezzet deneyimlerinin sizleri beklediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Buenos Aires Café Tortoni, Café De Los Angelitos, Victoria Bar Cafe Notable, La Junta de 1810, La Biela gibi müthiş atmosferleri olan sayısız mekana ev sahipliği yapıyor. İnanın hiç sıkılmadan saatlerce içeride oturabilirsiniz.

Empanada Güney Amerika’da yapılan iç malzemesi olarak çok çeşitli ürünler kullanılarak hazırlanan ve yapılışına göre çok leziz bir çeşit börektir. Yapılışına göre dememin sebebi her yerde aynı lezzeti bulamayacaksınız. Özellikle …………. en güzel empanada yediğimiz yer. Sonrasında La Americana geliyor. Ayrıca empanada çok yaygın ve uygun fiyatlı bir yiyecek olduğu için her yerde bulabilirsiniz.

Mercado San Telmo içerisine girdiğinizde hayranlık duyacağınız turistik bir yer. Büyük bir bina avlusunu andıran ve içerisinde bir çok dükkanın olduğu bir yer. Sebze, meyve, şarküteri, el işi bir çok giysi yada ev eşyası (örülmüş, dikilmiş) alışverişinizi buradan yapabilir, ayrıca birbirinden enfes yemekler yapan cafelerden yiyip içebilirsiniz. Yöresel el işi yapan küçük dükkanlara girdiğinizde ürünlere gerçekten hayran kalacaksınız. Güney Amerika insanının sıcaklığını orada bir kez daha göreceksiniz.

Recoleta Cemetery yani Recoleta Mezarlığı, kesinlikle görmeniz gerekn bir yer. İçerisinde Evita Peron ve Napolyon’un torununda mezarlarının olduğu, efsanevi güzellikte bir yer. Mezarlıktan ziyade, heykel ve resim alanlarında sanat eserlerinin sunulduğu bir açık hava galerisi diyebiliriz neredeyse. Bu mezarlıkta yatan insanlardan bir tanesinin hikayesine de değinmek istiyorum. Rufina Cambacérès’in hikayesi. Eugenio Cambacérès’in gözbebeği. Rufina 4 yaşındayken babasını kaybediyor. Babasız büyüyor Rufina. Çok güzel bir genç kız olan Rufina 1910 yılında birden bire yere yığılıp kalıyor. Vefat eden genç kıza cenaze töreni düzenleniyor. Tabutu mozole içerisindeki yerine konuyor. Gömüldüğü gece mezarlıktan çığlık sesleri duyulduğunu söyleyenlerin olduğunu bir kaç kaynaktan okudum. Ama gerçeğe yakını, cenaze töreninden birkaç gün sonra bir mezarlık işçisi tabutun hareket ettiğini ve kapağın bazı yerlerinden kırıldığını tespit ediyor. Mezarlık soygunundan şüphelenip tabutu açtığında ahşap tabutun kapak kısmında tırnak izleri, güzeller güzeli Rufina’nın el ve yüzünde yara izleri ile karşılaşmış. Gömülürken aslında ölmemiş olan Rufina’nın farkında olunmadan canlı canlı defnedildiği, tabuttan dışarı çıkmaya çalışırken havasızlık ve diğer sebeplerden dolayı vefat ettiği görülmüş.

Mate çayı, faydaları saymakla bitmiyor desem yersizmidir bilemedim. Ancak araştırdığım ve içenlerin söylediğine göre başta gastrointestinal sisteme, sağlıklı kilo vermeye, içeriğindeki kafein oranı nedeniyle uyarıcı etkiye, barındırdığı vitaminler ile immun sisteme faydaları olan bir içecek. Yerba Mate ağacının yapraklarından toplanıp, kavurularak elde ediliyor. İçimi yani tadını soracak olursanız, hemen hemen her ülkeye göre değişiyor. Arjantin’in mate çayı ile Brezilya’da denediklerim arasında baya fark var. Brezilya’da içtiğim daha yumuşak içimliydi. Her ne kadar ev sahibim bana tersini söylesede. Hafif acımsı tadı olan bir çeşit bitki çayı diyebiliriz.

Mate Çayı’nın sosyal bir yönüde var. Mate çayı’nın yanında genelde bir su termos’u olur. Çayın suyu bittiğinde üzerine su ilave edip içmeye devam ederler ve sanırım 5 kereden fazla bunu tekrar ediyorlar. Mate içerken eğer bir grupta ise direk çayı ikram ediyorlar. Hemde aynı pipet görünümlü (bombilla) aletten içmeniz için. Bir kaç kere reddettim ancak sonrasında insan alışıyor bir türlü. İnsanlar çok sıcak cidden oralarda ve bir kaç kere elimdeki kaşığı alıp yemeğimim tadına bakıp sonra elime tutuşturan bile oldu. Çantamdaki suyumu alıp lıkır lıkır içenler mi dersiniz. Evet böyle birey var Güney Amerika’da. Mate çayı elden ele dolaştırılır, bir kültürdür mate çayı içmek.

Buenos aires te gezip görmeniz gereken çok yer var orası kesin. İşi güzel yapan ise bu sıcak samimi ve mutlu insanlarla daha çok vakit geçirmek size tedavi gibi gelecektir. Günlük yaşamın getirdiği stres ve gerginliği özleyeceksiniz burada. Çünkü burada öyle şeyler yok. Brezilya kadar olmada da sicak ve samimiler. Buenos aires sadece kıtalar arası değil kıta içerisinden de çok ziyaretçi çeken bir yer. Burada bulunduğunuz sürece birçok brezilyalı tanışma fırsatınız olacak. Ben çok şaşırmıştım, eminim sizde şaşıracaksınız. Açıklık getireyim tekrar çok sıcak samimi ve neşeli insanlar. Unutmadan şunu da eklemem gerekiyor, gezmenin ve görmeniz gereken yerlerin çoğu şehir merkezine çok yakın.

Şehri gezerken güzellikleri bir yana deyim yerindeyse ruhen huzura kavuştuğunu hissedeceksiniz. Şehir planlaması pek bizim ki ile kıyaslanacak türden değil. Bence çok çok iyi.

 

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.